Simdi yazacaklarim ‘taraf’li yaklasimi olanlari ayaga firlatacak bunu tahmin etmek zor degil, ancak dikkatimi ceken bir seyi de dile getirmek zorunda hissediyorum kendimi.
Her ne kadar cep telefonu ile gorusmelerimiz artmissa da, her gun hepimiz Turk (?) Telekom’un nimetlerinden faydalaniyoruz.
Ozellestirmeden sonra, televizyon reklamlari daha da bir neseli oldu. Ozellikle Jem Bey’li (Biz kendisini Cem Yilmaz diye bilirdik ama, demek kurum yabancilasinca isimler de bir degisIk oluyor) reklam kusagi su ara cok populer, genclerin cok sevdigi bu komedyenin her soyledigi genclerin diline persenk oluyor.
Turk (?) Telekom’un en son Jem Bey’li kusakta kullanilan fon muzigi dikkatinizi cekti mi? Cekmediyse soyleyeyim: HAVA NAGILA..
Bir sey mi olmus, hayir hic bir sey olmamis. Elbette muzik evrenseldir ve herkes her muzigi dinler, ancak istedigi muzigi dinler. Durmadan kanal degistirmek istemiyorsaniz reklam cingillarinda size sunulani dinlemek zorunda kalirsiniz. Dinlerseniz ne olur, hic bir sey olmaz sadece kulaginiz alisir. Ne demisti kisa boylu tombul adam: “alisirsiniz…alisirsiniz…”
Hava Nagila guzel bir sarki ancak neden yazilip soylendigini bilir misiniz?
Wikipedia’ya gore: ‘Hava Nagila, “Bizi mutlu kil.” anlamina gelen bir Ibrani halk sarkisidir. Genellikle kutlamalarda soylenir. Musevilik ile kaliplasmis olan bu melodinin kokeni, ilk Ibranilere kadar uzanmasina ragmen en genel kullanilan ve sonradan soz eklenen kismi muhtemelen 1918 yilinda, I.Dunya Savasi’ nda Ingiltere’ nin Filistin’ deki zaferini kutlamak icin bestelenmistir.
.’
Hava nagila
Mutlu olalim
Hava nagila
Mutlu olalim
Hava nagila venismechah
Mutlu ve neseli olalim
Hava naranenah
Sarki soyleyelim
Hava naranenah
Sarki soyleyelim
Hava naranenah venismechah
Sarki soyleyip neseli olalim.
Uru, uru achim!!
Uyanin biraderlerim
Uru achim b’lev sameach
Uyanin biraderlerim, mutlu bir yurekle
Uru achim, uru achim!!
B’lev sameach
Uyanin biraderlerim,
Mutlu bir yurekle
uyanin!
Mutlu bir yurekle uyuyun biraderlerim…
Saygilarimla
Caglayan










Bilgi için teşekkürler ama ben neyi eleştirdiğinizi anlayamadım.
Sayin Burak, rica ederim.
Yazdiklarim elestiriden daha da ote tespittir.
Sahipleri (Lubnanli Hariri Ailesi) itibariyla elbette Turklukle ilgisi olmayan bu kurum, Turklere hizmetle mukelleftir. Ancak dunyadaki milyonlarca muzik cesidinde reklam cingili olarak ‘Hava Nagila’yi tercih etmesi benim acimdan dikkat cekicidir, vurguladigim da bu idi.
A öyle mi, özür dilerim. Bir an eleştri yazısı gibi algıladım “Simdi yazacaklarim ‘taraf’li yaklasimi olanlari ayaga firlatacak bunu tahmin etmek zor degil, ancak dikkatimi ceken bir seyi de dile getirmek zorunda hissediyorum kendimi.” gibi bir cümleyi yazının giriş cümlesi yaptığınız için.
Sevgiler
Özür dilenecek bir şey yok Sayın Burak, kimin ne zaman “Hepimiz Telekomuz” diye yürüyüşe geçeceğini kestirmek zor, giriş cümlemde de zaten buna atıfta bulundum.
Dikkatle okumuşsanız,..”eleştiriden DAHA DA öte tespittir”.. demiş olduğumu da fark etmiş olmalısınız. Tespit ettiğim şeyi beğendiğimi söylemedim. 19 YTL’lik konuşmaya 42 YTL ödeyen bir Türk vatandaşı olarak sorma hakkım olduğunu sanıyorum; Trilyonluk bütçelerle reklam filmi çeken bu kuruluşun, müzik arşivinin Hava Nagila ile kısıtlı olması mümkün mü? Olamayacağına göre, bu seçimin maksatlı olduğunu düşünüyorum.
Selamlar
Peki öyleyse ben de şunu söylemek istiyorum tespitiniz çok ilginç ama sadece bir teferruat. Çok da güzel bir reklam müziği ve reklamlar da çok başarılı. Türk olmayıp bu görevi yapmakla mükellef olmaları da kanımca hiçbir şeyi değiştirmiyor. Global ekonomi, global oyuncular, “ben AB’ye girmek istiyorum ama Telekom’u yabancılar alamasın” Türkiye’si yok artık. Ya içindeyiz ve kuralına göre oynayacağız ya da tamamen çıkıp kendi kuralımızı koyacağız. İkincisi imkansız olduğu için yabancılara giden mallarımızı düşünüp ah’lamak fuzuli.
Sayın Burak,
Diyelim verimli bir işletmeniz var. Geleceği de parlak ve sektörde teksiniz. Varsayalım yılda 3 milyon dolar kar yapıyorsunuz. Bana kaça ve hangi vade ile satarsınız bu işletmeyi?
Ben satılma şekliyle ilgili bir yorumda bulunmadım fakat aslında bulunurum da. Cümlenizi de üzgünüm şöyle değiştirmek zorundayım.
“Diyelim verimli bir işletmeniz var. Geleceği de parlak ve sektörde teksiniz. Varsayalım yılda 750 bin- 1.5 milyon dolar kar yapıyorsunuz. Bana kaça ve hangi vade ile satarsınız bu işletmeyi?(Belirttiğiniz rakam güncel kardır, satılmadan o kadar kazanamıyordu)
Şöyle ki, bu işletmenin altyapısı satılmadan önce tamamen iflas etmiş durumdaydı. Çağın teknolojisini çok arkadan takip ettiği için yatırım yapmadan ilerleme kaydetmesi imkansıza yakın gibiydi. Yatırım yapacak bir durumda da olamayan Türkiye ve devlet müesseselerinden her zaman kazanması gerekenin çok altında kazanan Türkiye bu şirketi satmak zorunda kaldı. Ha şu konuda hemfikiriz gidip yüzde 45′ini sat neden %55′ini satıyorsun diyebiliriz, ben de aynı şeyi savunuyorum fakat neden satıldı diyemeyiz. Aynı zamanda Türk Telekom sektör’de tektir demek ne kadar doğru bilemiyorum. Artık Turkcell, Avea, Vodafone kullanıp sırf internet için telefon bağlatan insanlar var ve bu eğilim sürekli de artıyor.
Söyleyeceğim Türk Telekom satılmalıydı ama, bakın Avrupa’nın hangi ülkesine giderseniz gidin telekomları’nın yarısından azı ya borsadadır ya tüzel kişilerde ama sonuç olarak bir satma söz konusudur. Bizim de bunu yapmamız olağan. Olağan olmayan gidip %55′ini satmak. Ha bunu da Türk markası olduğundan satılmamalıydı demiyorum. Türk Telekom; stratejik bir kurumdu, sadece bunu düşünerek %50′den azı satılmalıydı diyorum.
Çağla Hanım,
Yazınızda yer alan “… genclerin cok sevdigi bu komedyenin her soyledigi genclerin diline persenk oluyor” cümlesindeki “diline persenk” deyiminin doğrusu “diline pelesenk” olabilir mi?
Biraz dile meraklı birisi olarak bu türden deyimleri duyunca http://www.tdk.gov.tr ye bakar ve anlamını öğrenip kullanmaya çalışırım. Ancak bu sitede kullandığınız “persenk” yerine bu kelimeye en yakın olarak “pelesenk” kelimesi yer alıyor. “Söz arasında yerli yersiz söylenen ve tekrarlanan söz.” anlamında kullanılan bir deyim olarak geçiyor.
Saygılarımla,
Ahmet Sertiç
Sayın Sertiç,
Dikkatiniz ve Türk Diline verdiğiniz önem icin de şahsım adına teşekkür ederim.
PELESENK (Lat.commiphora opobalsamum), kerestesi de kullanılabilen bir AGACA ve agactan cikarilan recineye (Batı dillerinde Balsam) verilen addir.
PERSENK (Perseng), ise Farsca kokenli bir kelime olup: bir sözün çok sık (gereksiz yere) kullanılması, dile dolanması anlamına gelen deyimdir. Bir diger anlamı da kullanıla kullanıla tüketilen’ dir.
Saniyorum halk galatinda, Persenk ağacın ismiyle de karıştırılarak Pelesenk (Peleseng de deniyor)haline dönmüştür. TDK Pelensek’i Persenk anlamina verse de, dogru kelime (TURKCE olmamakla beraber) Persenk’tir.
Saygilarimla
Caglayan
Merhabalar;
bu yazıya yorum yaptığım için her bir yorum mail adresime geliyor ve içimde oluşan “her yorumdan sonra yorum ekleme isteğim”e engel olamıyorum, bir sorun yaratıyorsa affedile.
Persenk konusunda Hasan Pulur “doğrusu pelesenk değil persenk’tir” demişti ama bana açıkçası sanki ikisi de olurmuş gibi geliyor. Biri metaforik, diğeri kendi anlamıyla. Sonuçta ağıza yapışan gibi düşündüğümüzde de yanlış olmuyor kullanım.
Sevgiler
Yanıt verebildiğim müddetçe benim için sorun teşkil etmiyor, yöneticimiz ne der bilemem tabi.:)
Burak Bey ilginç bir şekilde akil yürütmüşsünüz, yapışkanlıktan yola çıkarak belki (!) yakıştırılabilir, ama ne var ki doğrusu Persenk’tir.
Her ne kadar iki yabanci dili ana dili gibi konuşuyorsam da, (ne yazık ki ben de bazen kullanabiliyorum) öz Türkçe dışında her hangi bir dilin kullanımına karşıyım.
Kullandığımız kelimelerin kökenine indiğinizde ne kadar çok kelimeyi yanlış (anlamlarıyla) kullandığımızı fark ediyorsunuz, buna karşılık deyimlerimizi incelediğinizde bir çok güzel anlatıyla karşılaşıyorsunuz.
Selamlar
69′ yılına ait TDK sözlüğüme de bir göz attım, hakikaten dediğiniz gibi farsça olan persenk kelimesi kullandığımız pelesenk kelimesinin anlamına denk geliyor. Pelesenk ise Türkçe bir kelimeymiş. Anladığım kadarıyla “mütevazı” yerine artık oturmuş olan ve “paralel” anlamına gelen “mütevazi”‘yi kullanarak yaptığımız hata gibi bu kelimelerde de böyle bir hata yapıyoruz. Bilgi için çok teşekkürler.
Sevgiler
Amaç doğru bilgiyi arayış ise, yorumlar kısır döngüye girmediği ölçüde site çökünceye kadar uzayabilir…
yazılanları ibretle okudum arkadaşlar; admin arkadaşımıza kesinlikle hak veriyorum ben o kurumun yapısını çok iyi bildiğimi söyleyebilirim burak isimli arkadaşın söylediğine katılmıyorum kusura bakmasın.
Bir kere telekom batık bir kuruluş değildi kar eden bir kuruluştu ancak yılda milyar dolarda kazansanız bunu zararda gösterebilirsiniz bunun birçok yolu ve yöntemi vardır muhasebeden anlayan ya da mali işlerle uğraşanlar bilir.
ikincisi telekom gibi ülkenin milli güvenliğini ilgilendiren benzeri kuruluşlar kesinlikle satılamaz çünkü stratejik önme sahiptir.
Hiçbir avrupa ülkesinde bu tür kuruluşların satılması kabul edilemez ve anayalarıyla korunur.
4. Hadi satıyorsunuz diyelim satış rakamınız sizin altyapı ve mevcut tesislerinizin dörtte birini dahi karşılamaya yetmiyorsa ve aldığınız parayı kuruluşun iki yılda geri ödeyebildiğini düşünürseniz hangi akıl ve mantık ile yapıldığını bana söyleyebilirmisiniz.
Atatürk hayatta olmuş olsaydı sizce bu olabilirmiydi ülkenin refahı ve sanayide gelişmişliği için fabrikalar kurup istihdam oluşturan bir mantık mı yoksa elindekileri satıp yiyen haramzade mantık mı bizi ileriye götürecektir.
Hadi yeni bir telekom kurun bakalım kaç milyar dolar maliyet çıkaracaksınız ve kaç yılda bu düzeye getireceksiniz sanırım ne sizin nede çocuklarınızın ömrü yetmez bu memleket insanlarının hayatı bu kadar ucuzmu