• Yusuf Gönenoğlu

    Yayın Tarihi: 10 Kasım 2008

    Ekleyen: Yusuf Gönenoğlu

    Etiketler

    Anneler ve Oğullar – Yusuf Gönenoğlu

    GEÇMİŞLE HESAPLAŞMA 002

    Not: Adam bir süredir geçmişiyle hesaplaşmak için mesai harcıyor, hayatın kendisine getirdikleriyle yüzleşiyordu.

    “Anneler ve oğullar çok zor konu” diye düşünüyordu adam. Çok karmaşık bir olguydu. Bu ilişkiye annenin açısından bakıldığında, oğul her zaman yardıma ve ilgiye ihtiyacı olan bir yaşam formuydu; bu yüzden oğullarıyla ilgili her şeyi çok ciddiye alırlardı. Ayrıyeten onlara karşı aşırı anlayışlı da olurlardı çünkü onların olabildiğince rahat olmasını isterlerdi.

    “Anneler, bu dünyadan göçüp gidene kadar çocuklarının kendi ilgilerine ve alakalarına ihtiyaçları olduğunu düşünür… Evlatları her ne hata yaparsa yapsın önemli değildir. Analar, evlatlarının sadece bir çocuk olduğunu düşünür ve bu çocuklar hata yapmaya müsaittir. Bu yüzden onlar için evlatlar korunması ve gözetilmesi gereken yaşam formlarıdır” diye mırıldandı adam.

    Adam, bir süredir geçmişiyle hesaplaşıyordu ve hesaplaşmanın bugünkü konusu da buydu…

    “Diğer yandan” diye düşündü adam, “Oğullar annelerinin bu tavrı yüzünden rahat değillerdir. Anneler hayatın dırdırcı yüzü gibi görünür onlara. Her ne yaparlarsa yapsınlar, anneleri daha iyi bir yol olduğunu ama evlatlarının bunu göremediğini söylemek için oradadır… Evlat, tüm sınırlarını zorlayarak kainata varlıklarını kanıtlamak için uğraştıkça, anneler onları bir şekilde durduran bariyer gibi görünür. Anneler, evladın kendisini yalnız hissetmesini engelleyen bir olgu olagelmiştir.”

    Tabii ki bu durum anne ile oğul arasında bir çatışmaya neden olmaktadır. Bir süre sonra, ilişki çok gergin bir hal alır ve oğul anneden uzaklaşmaya başlamıştır. Adam uzun zaman önce ölmüş olan annesini hatırladı… Annesi merhametin ve şefkatin temsilcisiydi… Dünyadaki en anlayışlı yaşam formu annesiydi. Belki de bu yüzden annesiyle ilişkisinde rahatsızlık hissediyordu, çünkü kendini affedemeyecek kadar büyük yanlışlarında bile annesi, “Affedilecek bir şey yok… Yeterince büyük olmadığı için yanlış yapıyor… Hepsi bu” demek için oradaydı…

    Bir zamanlar adam tüm bu gerekçelerle annesiyle arasında bir bariyer yaratmıştı… Zaman zaman sıradan şeyler hakkında konuşmanın dışında herhangi bir temasları yoktu.

    Bir gece telefon çaldı ve annesinin yaşam savaşı verdiği söylendi kendisine… Hemen annesine koştu ve annesine yardım için elinden gelen her şeyi yapmaya başladı… Annesi tam bir acizlik içindeydi… Kendi başına yiyemiyor, uyuyamıyor, oturamıyor, konuşamıyor ve diğer tüm kişisel gereksinimlerini karşılıyamıyordu. Adam elinden geleni yapıyordu ama bu gerçekten de zor bir işti… Sabır istiyordu, merhamet ve şefkat istiyordu… Ve sonunda beklendiği gibi anne hayata gözlerini yummuştu…

    “Ah Tanrım” dedi adam kısık ve titreyen bir sesle… “Yardımına ve ilgine muhtaç birisiyle uğraşmanın ne kadar zor bir iş olduğunu şimdi anladım… Şimdi anladım anne, bana neden bu kadar bağlı olduğunu… Benim için yaptığın bunca şeyden sonra bana büyük bir yakınlık duymaman mümkün değildi… Şu anda ben de öyle hissediyorum… Benim için yaptıklarının paha biçilemez olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum… Daha önce bunun farkında değildim ama şimdi çok net olarak anlayabiliyorum… Benim için harcadığın her türlü emek için teşekkür ederim… Lütfen yaptıklarım ve yapmadıklarım için beni affet… Seni seviyorum anne… Çok teşekkür ederim… Her neredeysen sana iyi yolculuklar dilerim…”

    Adam gözlerini kapadı ve evrenden derin bir nefes çekti… Tam da o anda annesinin sesi kulaklarının içinde beliriverdi: “Affedilecek bir şey yok oğlum… Yaptığın her şeyi senin doğrun olduğu için yaptığını biliyorum… Asıl ben sana teşekkür ederim, hayatıma girdiğin ve onu daha anlamlı hale getirdiğin için… Dırdırlarımla zaman zaman sana sıkıntı verdiğimi biliyorum, fakat şimdi senin de anlayabildiğin gibi sen benim hayatımdaki en önemli olguydun… Ben de seni seviyorum oğlum ve sana hayat yolculuğunda esenlikler diliyorum…”

    Adam sessizce ağlarken tüm bunları yazmaya karar verdi. Belki yeryüzünün bir yerlerinde anneler ve evlatlar bu yazıyı okuyup, hiç birinin sonsuzluğa kadar yaşayamayacağının idrakine varırlar diye düşündü…

    Share and Enjoy:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Live
    • MySpace
    • Twitter
    Yazının kayıt tarihi: Pazartesi, 10 Kasım 2008 17:37 Kategorisi: Yusuf Gönenoğlu. Yazıya verilen yanıtları bu bağlantıdan izleyebilirsiniz RSS 2.0. Yorum bırakabilir ya da sitenizdenbağlantı verebilirsiniz.
  • 0 Yorum

    Bu makaleye yapılmış olan yorumlar.

  • Yorumunuzu ekleyiniz.

    Makale hakkında sizin düşünceleriniz neler?

  • Ad Soyad:

    E-posta (gerekli):

    Siteniz:

    Yorumunuz: