• Mahiye Morgül

    Yayın Tarihi: 19 Ocak 2009

    Ekleyen: akilcagihaber

    Etiketler

    Değişen Mahalle ve Sokak Adları, Bizi Tarihten Silme Fıkraları…

    Ankara’nın Ulus semtinin tarihi sembolü olan Hacıbayram Camiine adını veren  Hacı Bayram, tarihi SOLFASOL semtinde doğmuştur. Eğer içinde “sol” geçiyor diye biz semtin adını değiştirirsek Hacı Bayram adının köklerini tarihten silmiş oluruz. AKP’li belediye başkanı İ.Melih Gökçek bu yanlışı yaptı ve sonra itiraz üzerine geri döndü.

    Fonetik analizimizde Solfasol; So-li/Uli-oz soylu efelerin yeri.

    Melih Gökçek, şimdi Ankara Anıttepe semtinde, Anıtkabir’in yanı başındaki Akdeniz caddesinin adını değiştirdi, Gabadullah gibi bir şey koydu. “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, İleri” cümlesindeki bütün sözcükleri sokak adlarında gördüğümüz bu semtte “Akdeniz” gitmiş!

    Bu şekilde ad değiştirme, semtin-caddenin tarihini silmek, burada doğmuş insanları kimliksizleştirmek, hatta onların kimliğini değiştirmektir.

    Bu ceza, Romalılardan kalmadır; vergiye bağlayamadıkları, köleleştiremedikleri ve Hıristiyanlaştıramadıkları şehirlere bu cezayı verir, sonra da yıktıkları şehre bu şehri yerle bir eden komutanın adını verirlerdi. Örneğin iki Pompeipolis (Mersin Mezitli ve Kastamonu Taşköprü) Roma komutanı Pompei’nin yıktığı ve kendi adını verdiği şehirlerdir.

    Filistin Mazata şehri de böyle tarihten silindi. Romalıların yerle bir ettiği bu kale şehrin insanları, bugünkü Filistinlilerin atalarıydı. Onlar, Kafkas kökenli, yani MAZ Atalı, kadın erkek savaşan Amazon kültüründendi…

    Romalılar bu şehri on yıl kuşatmış, onları aç bırakmış ve on yılın sonunda MAZ inanışlı PELAZ-Tun halkının sadece cesetlerini esir alabilmişti. Kadın, erkek, çocuk, 960 insan, teslim olmaktansa ölürüz deyip birbirini öldürerek Hak’ka yürüdü… Onlar, adlarını tarihe bıraktı ve bugün HAMAS onların adını taşımaktadır. Filistin Kraliçesi Zeynep (Zenobia, Zeynoba) de bir Amazon idi.

    Mazata şehri yerle bir edildi, adı tarihten silindi ve ne ilginçtir Mazata’yı yıkan korsanların ardılları bugün “Mazata bizimdi” diyor. Tıpkı filozof Diojen’i Sinop’tan Atina’ya esir götürenlerin ona Atinalı Bilge demesi gibi.

    Şimdi, oldukça güncel bir fıkra üzerinde nasıl tarihi çarpıtma yaptığımızı görelim.  Deniz Feneri hırsızlığı ile Diojen’in feneri fıkrada buluşuyor, ama…

    Birçok yanlışı bir arada göreceksiniz:

    Trabzon doğumlu ünlü Yunan bilgesi Diojen, gündüzleri de elinde taşıdığı yanan feneriyle dünyayı dolaşmaya çıkmış.

    Her yerde kendisine aynı soruyu soruyorlarmış:

    - Fenerle ne arıyorsun Diojen?

    O da hep aynı yanıtı veriyormuş:

    - Gerçek bir adam arıyorum.

    Diojen nihayet, Ankara ya  da gelmiş ve elinde feneri ile yolu meclise düşmüş.. Milletvekilleri sormuşlar

    - Ne arıyorsun Diojen?

    Diojen: Fenerimi arıyorum..”

    Bir: Diojen Sinopludur, yani KAŞGAİ, Kaşgari Oğuzludur, dağ/dio/teo soyludur. O nedenle Atinalılar onu DİO-GENE (Dağ Genetikli)  olarak AN’dılar. (Anmak, ang’mak, tanımak için damgalamak, soy-ad/ata kavmini belirlemek.)

    İki: Diojen Yunan Bilgesi değildi. İskender onu Sinop’tan Atina’ya esir götürdü (MÖ.325 olabilir). En yüksek fiyatla satılabilecek esirdi. İskender’in çocuklarına öğretmenlik yapmayı (en büyük şerefti!) reddetti. Sahilde bir balıkçı kulübesinde (fıçıda!) yaşadı, çünkü orada kum üzerinde geometri çalışabiliyordu, ayın ve güneşin hareketlerini kumdaki gölgelerini çizerek takip edebiliyordu. Yanına gelenler onun ne yaptığını anlamaz,  çizimi üzerine gölge düşürürlerdi,  o da “defolun” derdi. Gölge etmesinler diye, bir gün, onlara bir ders verdi; “Bu Atina’da adam yok” mesajı verecekti, gün ortası eline fener alıp “adam arıyorum” diyerek sokaklarda dolaştı. O, ne yaptığını gayet iyi biliyordu.  (Halikarnas Balıkçısı’ndan)

    Bu Yunan dostu batılılar, “Sinoplu Bilim Adamı Diojen” gerçeğini değil de, onun fenerini binlerce yıldır anlatırken, şimdi, fıkra ürettiğini zanneden bizim aymazlar, Diojen’e bir kazma daha vurup, onu “Trabzonlu ve Yunan” yapıverdiler!

    Bunu yapan her kim ise, “Deniz Feneri hırsızları meclistedir” diyecekken, bilerek-bilmeyerek, Diojen’e ve Kaşgari Oğuz boylarından gelen bizim Karadenizli insanımıza kimlik değiştiriyor.

    Aymazlıkla cehalet birlikte! Fıkrayı internette dolaştıranlar da farkında olmadan ona hizmet ediyor.

    Ellemesinler mahalle ve sokak adlarımızı, onlar bizim tarihi ve kültürel köklerimizdir!

    18.1.2009

    Share and Enjoy:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Live
    • MySpace
    • Twitter
    Yazının kayıt tarihi: Pazartesi, 19 Ocak 2009 10:33 Kategorisi: Mahiye Morgül. Yazıya verilen yanıtları bu bağlantıdan izleyebilirsiniz RSS 2.0. Yorum bırakabilir ya da sitenizdenbağlantı verebilirsiniz.
  • 1 Yorum

    Bu makaleye yapılmış olan yorumlar.

    1. Fuat Yöndemli
      Gönderim: Haziran 30th

      Yazılarını severek okuduğm M.Morgül hanımefendiye teşekkürlerimi sunuyorum. Ancak bir noktayı tavzih etmek istiyorum: Sol fasol kelimesi. ZÜLFAZL kelimessnin bozulmuş. tahrif edilmiş, çarpıtılmış halidir, tıpkı Samekadın semtinin Saymakadın, … yapılması gibi…
      NOT: Zulfazl, Fazılet (erdem) sahibi demektır.

  • Yorumunuzu ekleyiniz.

    Makale hakkında sizin düşünceleriniz neler?

  • Ad Soyad:

    E-posta (gerekli):

    Siteniz:

    Yorumunuz: