• Ahmet Dursun

    Yayın Tarihi: 9 Nisan 2009

    Ekleyen: Ahmet Dursun

    Etiketler

    ,

    Önümüzdeki günlerde Kürdistan olacak mı,yoksa zaten var mı idi?

    Nereden başlayayım bilmiyorum.
    Aslında Petrol denen unsurun eneri olarak keşfinden bir yazımda başlamış idim.

    İşte ne oldu ise ondan sonra oldu.
    Osmanlı parçalandı,enerji kaynakları yetmedi Türkiye’de parçalanmaya devam ediyor.

    Gelelim günümüze…
    Radikal Gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin,CNN TÜRK’e Gül’ün değerlendirmelerini aktarmış.
    Demiş ki;
    Cumhurbaşkanı Gül’ün Kürt meselesi konusunda,”Bu kanın durmasıgerek.Herkesin üzerine düşenler var” sözlerini çevirmiş.
    Tabii çeviri olunca bizim gibi şüpheciler de kafasına göre yorumlamaya başlayacak değil mi?

    Ancak Gül’ün ilk kez ağzından çıktığı söylenen(!) ve tercüme edildiği(!) bir sözcük daha var.
    Kuzey Irak yönetiminden ilk defa “Kürdistan bölgesel yönetimi” olarak bahsettiği söyleniyor.

    Bazı akademisyenler ise özellikle bu sözün İngilizceden çevrildiği için bu şekilde anlaşılmasının gayet normal olduğunu(!) açıklayarak yüreğimize su serpmeye çalıştığını görüyoruz.

    Demek ki bizler biraz saftirikçe insanlarız ki pek muhterem akademisyenlerimizin bizlere neyi nasıl anlamamız gerektiğini de açıklaması gerkiyor.

    Neyse adademisyenlerin bir kısmını geçelim de biz nasıl anladık ona bakalım.

    Abdullah Gül,Barak(Barack) Obama’nın ABD Başkanı olmasıyla birlikte[b]“yeni bir dünya düzeni kurulması için imkan doğduğunu,yeni bir çağ açılabilir,Kürt sorunuyla ilgili önümüzdeki günlerde çok iyi şeyler olacak”[/b] dememişmiydi?

    Hatta Gül, “Bu meseleyi sadece sınırdışına yüklemek yanlış olur“demişmiydi yoksa ben mi hayal alemindeyim ya da hafıza kaybına uğradım?

    Ha demek ki sayın Gül,bu konuda öyle bazılarının dediği gibi ilk kez(!) konuşmamış.

    Peki ABD’nin ve haliyle desteklediği Kürtlerin amacı,petrol zengini Kerkük’ü,kontrolleri altındaki “Kürt özerk bölgesinin başkenti” yapmak değil mi?

    Biraz daha geriye gidelim mi?

    Abdullah Gül’ün 12-15 Şubat’ta Rusya ziyaretne dönelim.
    Bu ziyaretinden dolayı Türkiye üzerine açıklamalarda bulunan Carnegie Endownment Moskova bürosu direktörlerinden Aleksey Maleşenko ne diyordu?

    “Türkiye kalkış yapmış bir uçağa benziyor,Türkiye’nin Ortadoğu ve Arap ülkelerinden hatta bazı Avrupa ülkelerinden çok farklı bir durumu var.Sürekli hareket halinde olması gerekiyor.
    Türkiye ilerlemeye ara verirse İran ve Arap ülkelerinin konumuna düşebilir.
    Türkiye’yi formüle ederken böyle harekete geçmiş bir araba ve kalkışını yapmış bir uçak gibi tanımlıyorum.
    Türkiye nin başarıları başka bir ülke ile kıyaslanamaz.
    Komşuları olan diğer ülkeler gibi değil.Yerinde duramıyor.”
    dememişmiy di?

    Unutalım biz bunları diyorsanız varın siz unutun.

    Kuzey Irak’ın(-ki ben buna hep KÜRDİSTAN dedim durdum)Irak’tan ayrılarak devlet olma sürecinin sonunda ve artık bunu Türk Cumhurbaşkanı da onayladı mı?Evet onayladı.

    Sanırım ki biz Saddam’ı çok arayacağız.
    Neden mi?
    Saddam hepimizin bildiği gibi(-ki bunları daha evve ki yazılarımda anlattım)ABD’nin emrinden çıktıktan sonra(sebeplerini de yazmış idim)artık hedef haline geldiğinden dolayı ipi çekilmişti.

    Artık Türkiye’nin resmii olarak tanıdığı Kürdistan bölgesinin artık resmi olan sınırları kabaca,Kürtlerin neredeyse çoğunluğa yakın sayıda yaşadığı üç Irak  kentin de toplamak mümkündür.
    Dohuk,Erbil ve Süleymaniye Kürdistan’ın dış sınırları ile örtüşme içindedir dersek yanlış söylemiş olmayacağız.
    Lakin  Kürt nüfusun geneli Nineveh,Tamim ve Diyala kentlerinin den  hiç birisini eski haliyle içine aldığını tam olarak söyleyemeyiz.

    Hatırlarsanız Bağımsız bir Kürt devleti için öncelikli şart petrolünün olmasıdır.
    Yoksa ABD neden bağımsız bir Kürdistan istesin ki?

    İşte bu aşamada sahneye çıkan yegane bölge ise bana göre Kerkük’ün merkezindeki Tamim olacaktır.
    Hatta Tamim’in Kürdistan’a katılıp katılmama oylaması yapılmasının gündeme geldiğini de hatırlatırım.

    Bazılarına göre Saddam’ın kemiklerini sızlatacak bir konu daha söyleyim o halde.

    Saddam saydığım bu şaibeli kentlerden binlerce Kürt’ü zorla çıkarmış yerlerine de güneyden özellikle de yoksul Şii bölgelerinden Arapları yerleştirmişti.

    Böylece demografik olarak petrol açısından bereketli yerleri Araplaştırmaya çabalamıştı.
    İşte idam fermanı gerekçelerinden biri de budur.

    Ancak ABD’nin işgalinden sonra onbinlerce Kürt bu bölgelere yerleştirierek Tamim’e geri getirildiler.

    Not:Tamim kelimesi Baas döneminde araplaştırma ve petrol kaynaklarının ulusallaştırılmasıyla birlikte kullanılan Arapça  kelime olup aslı Kara Koyunlu(1375–1468)Türkmen Devleti döneminde ilk defa Türkmenler tarafından ve “Güzellik” anlamına gelen “KERK” kelimesinden kaynaklanmaktadır.(Bu bilgi alıntıdır.)

    Haliyle de Tamim’in Kürtleştirilme operasyonu işe yaramış görülüyor.

    Boşuna mı Kerkük’e “Kürtlerin Kudüs’ü” diyorlar?
    Çünkü rezervlerin % 40 ve daha fazlası bu bölgede özellikle de Tamim kaynaklıdır.

    Petrolden önce özellikle Hawija Kürtlerin çoğunlukta olduğu bir Arap bölgesi iken birden bire Kerkük’te Kürtlerin çoğunluk olmasını anlıyormusunuz?

    Başka bir yazımda Emperyalizmin en korktuğu şeyin Pers kökleri ile Arap aleminin birleşmesi olduğunu belirtmiş idim.
    Okuyanlar hatırlayacaklardır.

    Bunu engellemenin her türlü yolunu deniyorlar.
    Bunun akıllardan uzak kalabilmesi için o bölgenin sürekli karışık olması gerktiğini biliyorlar.

    Bu nedenle de Araplar ile Kürtlerin arasının sürekli gergin olması orada işlerine yaradığı gibi,Türkiye’nin de elini bağlamaktadır.

    Çünkü,Araplar Sincar ve Dohuk arasındaki petrole Kürtlerin göz diktikleri tezi üzerinden de ayrıca kışkırtılarak karışıklığın,iç çatışmaya dönüşmesine çaba sarf ediyorlar.

    Yani ABD’nin yeni çekilme palnı gündeme geldiğinde ve çekildiğinde oardaki kavgaların devamı bu yolla sağlanmış,uzaktan kumanda edilebilen yönetimler eliyle bu kargaşanın sürmesinin yolu yapılandırılmış olacaktır.

    Bu salt bahsettiğim bölge ile sınırlı kalmayacaktır elbet ki.

    Şimdilerde Kürtler ve Araplar,Nineveh Vadisi’nde  hak savaşı başlatmak üzeredirler.

    Fakat bu bölgenin demografik yapısının çoğu Hristiyan Süryani‘dir.
    Musul ve Bağdat’ın Arap kökenli müslümanları Süryani mezhebine karşı ortak bir tavır içindedirler.
    Bu da elbet ki kullanılmakta hiç gecikilmeyen bir ortamı kendiliğinden yaratmış durumdadır.

    Merak ettiğim şey şudur.
    Hanakin’de ki petrol haklarını Kanadalı şirkete satan Kürt hükümeti acaba kendilerine petrol gelirinden pay verilmek üzere kurulması için kandırılmış bir Kürt halkına neyi nasıl izah edecekler merak ederim.

    Tabii ki başarılı olup ta kurulabilen bir Kürdistan halkından şimdilik bahsetmiyorum.

    Yani kandırılan bir Kürdistan halkı elbet ki bunları düşünecek,kavrayacak ne durumdadır ne de eğitim düzeyleri buna imkan vermez.

    Fakat uzun ömürlü olur sa(_ki bu anlattıklarıma istinaden hala böyle düşünen safdillliler varsa)Kürdistan’ın gelecekteki nesilleri acaba kimi düşman olarak görecektir?
    İşte merak ettiğim soru budur.

    Barzani’yi mi,Talabani’yi mi,ABD’yi mi,yoksa tüm bunları göz göre göre kendi milletine,bir şahesermiş gibi yutturan Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri ni mi?

    Bu arada hatırladım da…
    Bir paylaşımımda okurlardan bir sormuş idi.
    Obama,Kürdistan’ı Türkiye’ye kurdurtacak(http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1426.0)başlıklı yazıya demişti ki yahu bunu Ahmet Dursun olarak siz mi keşettiniz…?

    İşte o okura da bu yazı yanıt olsun istedim.

    Bir soru:
    Leyla Zana’nın da geçenlerdeki açıklamasından anladığımız üzere Öcalan serbest kalacak mış.

    Öyle ise yeni başbakanımız Öcalan olabilir mi?

    Ya da KÜRDİSTAN devlet başkanı olarak Öcalan ülkemize teşekkür ziyaretinde bulunabilir mi?
    Haydi düşünelim bakalım….
    Kuyuya bir deli taş attı farzedin,kırk akıllı arıyoruz bu taşı çıkartmak için….

    Saygı ile….
    Ahmet Dursun
    24 Mart 2009/01:05

    Efendiler;memleketimizin ellide biri değil, her tarafı tahribedilse,her tarafı ateşler içinde bırakılsa,biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız.
    Bundan dolayı iki karış yer işgal edilmiş,üç beş köy tahrip edilmiş diye burada feryada lüzum yoktur.Ben size açık söyleyeyim;efendiler bazı yerler işgal edilmiştir ve bunun üç misli daha işgal olunabilir. Fakat bu işgal hiçbir vakitte bizim imanımızı sarsmayacaktır.
    (1920)
    Mustafa kemal ATATÜRK
    **********************
    YAŞASIN KÜRDİSTAN,YAŞASIN ŞERİAT
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=310.0
    ————
    DOĞU TÜRKİYE’nin Kürtçülük ve dincilik üzerinde plasebo etkisi.
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3646.0
    ———–
    HAZRETİ BUSH’UN OVAL OFİSTEKİ TOKADI
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=311.0
    ———–
    Oval emir;Türklere Oral’dan bal,eline mal verin.
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4811.0
    ————
    Yavşak Obama ve TBMM
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4798.0
    ———–
    Pezevenkler TBMM’ye neden gider?
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3216.0
    ———-
    DAVOS’ta BALYOZ yokmuydu?
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4524.0
    ———-
    Davos’un boynuzları,Cumhalifesi.
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4574.0

    Share and Enjoy:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Live
    • MySpace
    • Twitter
    Yazının kayıt tarihi: Perşembe, 9 Nisan 2009 14:10 Kategorisi: Ahmet Dursun. Yazıya verilen yanıtları bu bağlantıdan izleyebilirsiniz RSS 2.0. Yorum bırakabilir ya da sitenizdenbağlantı verebilirsiniz.
  • 0 Yorum

    Bu makaleye yapılmış olan yorumlar.

  • Yorumunuzu ekleyiniz.

    Makale hakkında sizin düşünceleriniz neler?

  • Ad Soyad:

    E-posta (gerekli):

    Siteniz:

    Yorumunuz: